Çocuk ve Medya Hareketi

Görüşler

ÇOCUK ve MEDYA HAREKETİ İÇİN GÖRÜŞLER

Prof. Dr. Abdülkerim BAHADIR

Prof. Dr. Adnan Kulaksızoğlu

Yrd. Doç. Dr.Ali BENGİ

Prof. Dr. Ali YILDIRIM

Yrd. Doç. Dr. Banu Yaman

Av. Betül Onursal

Prof. Dr. Cahide Aydın

Dr. Derya NACAROĞLU

Yrd. Doç. Dr.Ebubekir ÇAKMAK
Dr. Faruk Levent

Yrd. Doç. Dr. Ganime AYDIN
Doç. Dr. Gonca Yılmaz

Yrd. Doç. H.Yılmaz KÜÇÜKÖNCÜ

İhsan Kabil

Yrd. Doç. Dr. İhsan Seyit Ertem

Yrd. Doç. Dr. Kenan Demir

Doç. Dr. Lokman TURAN

Doç. Dr. Murat Aydoğdu

Prof. Dr. Mustafa Bakaç

Yrd. Doç. Dr. Nadir Çomak

Yrd. Doç. Dr. Necati Hırça

Nil İpek Hülagü

Prof. Dr. Nurşen Mazıcı

Dr. Özcan KARS

Doç. Dr. Peyker Temiz

Prof. Dr. Remzi Y. Kıncal

Doç. Dr. Seda Mengü

Yrd. Doç Dr. Sevda Aslan

Dr.Tekin Özertem

Yrd. Doç. Dr. Vesile Oktan

Yrd. Doç. Dr. Zeynep Kadıoğlu

BYEGM

EGE Üniversitesi Eğitim Fakültesi

( Doç. Dr. Neşe Aslan-Doç. Dr. Pınar Huyugüzel Çavaş-Dr. Belgin Arslan Cansever )

RTÜK

Önce yürüttüğünüz çalışmadan ve çalışmanın kapsamlı, etkili ve paylaşımcılığıadına görüş talebinde bulunma nezaketinizden ötürü teşekür ve takdir duygularımı paylaşmak isterim.

Çocuk ve medya hareketi ile ilgili çizmiş olduğunuz bireysel ve kurumsal çerçeve son derece önemlidir. Zira konu, ancak bu genişlikte tüm boyutlarıyla ele alındığı takdirde beklenen sonuçlara ulaştırabilir. Herşeyden önce imkan ve sınırlılıklar açısından çocuk ve medya değişkenlerinin birbiriyle ilişkisi açısından mevcut durumun tespiti önem kazanmaktadır. Programda işaret ettiğiniz çerçeve içinde çocuğun medya algısı, ilgi içeriği, etkileşim düzeyi ve boyutları başta çocuk üzerinden; ilave olarak anna-baba, yetiştirici veya diğer ilgili bireyler üzerinden toplanacak bulgularla tespit edilmelidir.

Vakıanın tespitinden çıkacak sonuçlara göre dile getirdiğiniz diğer sivil ve resmi kuruluşlar, bir taraftan medyanın sağlıklı çocuk gelişimine hizmet edecek sosyo-kültürel programlar üretmeli ya da bu noktada mümkün olabilecek tüm maddi-manevi desteği sağlamalıdır. Diğer taraftan ise, çocuğun medya aracılığıyla karşıkarşıya kalabileceği sornlar üzerinde yoğunlaşarak en uygun ve etkin çözümlere ulaşma adına projeler yürütmelidir.

Çocuk ve medya hareketi ile ilgili etkinlikler, hangi yöntem ve teknikler kullanılacaksa kullanılsın temelde kamuoyunun bilinçlenmesine, hassasiyet kazanmasına ve destek vermesine odaklanmalıdır. Bu çerçevede başta doğrudan ilgili resmi birimler olmak üzere paydaş olabilecek diğer tüm birimlerden oluşturulabilecek uzman bir ekip, ana okulundan üniversiteye, tiyatrodan sinemaya çok geniş bir uygulama alanı içine alabilecek eğitim ve sosyo-kültürel projelerin üretilmesinde kordinasyonu üstlenmeli, her türlü desteği vermeli, resmi ve sivil toplum örgütlerinden oluşturabilecek uzman kadrolarla geniş bir denetleme ağı oluşturmalıdır.

Prof. Dr. Abdülkerim BAHADIR

Necmettin Erbakan Üniversitesi

İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi ABD

Başkanı

Çocuk ve Medya Hareketi bağlamında çocukların üç önemli

medya figürü olan TV, İNTERNET-BİLGİSAYAR ve ÇEP TELEFONU ile ilişkilerinin

incelenmesi ve (Kimler,Kaç Yaşında, Ne Sıklıkla, Hangi Zamanlarda,Ne Amaçla ???)

nasıl kullandıklarının belirlenmesi yararlı olacaktır.Böylelikle artan (veya azalan ?)

kullanımla ilgili de bilgi sahibi olacağız.

Prof. Dr. Adnan Kulaksızoğlu

Öncelikle böylesi önemli bir konuda duyarlılık göstererek planladığınız bir dizi etkinlikler kapsamında en içten tebriklerimi ve teşekkürlerimi iletir, son derece başarılı ve verimli geçmesi dilek ve temennilerimi sunmak isterim....Bu konuyu önemli kılan hepimizce malum birçok neden olmakla birlikte, belki de en önemlisi tekbaşına, yalın bir sorun teşkil etmemesi ve konunun özellikle çocukların gelişimlerine paralel olarakfizyolojik,psikolojik, sosyolojik, pedagojik ve bence hepsi kadar önemli olan hukuki yönleriyle bir sorunlar yumağına dönüşmüş olmasıdır...Böylesi bir sorunlar yumağı içinden medya ucunu yakalayarak ulaşmak istediğimiz hedef inşaallah o kadar büyük olsun ki yumağın tamamının çözülmesi ve selamete kavuşmasına vesile olsun...Özellikle dikkat çekmek istediğim ve bir dilek ve temenni şeklinde ifade ettiğim görüşlerime ilave olarak naçizane bir tavsiyem vardır: Konunun hukuki boyutuna en az diğer boyutları kadar önem verilecek bir içeriği esas almak. Bu yönüyle medyanın özellikle çocukların İHMAL, İSTİSMAR VE ŞİDDETe maruz bırakılmalarındaki rolü ve sorumluluğuna dikkat çekilerek somut, caydırıcı düzenleme ve yaptırımların hayata geçirilmesine katkıda bulunmak...

Yrd.Doç.Dr.Ali BENGİ

Turgut Özal Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi

                                  

 

 “Sosyal Medya Kanallarında Çocuk ve Medya Hareketi ve Kongresi”nde sunulması planlanan konularla ilgili olarak aşağıdaki hususlar anlaşılmıştır:

  1. Çocukları sosyal medya üzerinde Sosyal Medya kanallarında Çocuk ve Medya Hareketi ve Kongresi ile ilgili konularda bilinçlendirmek için bazı içerik ve yayınlar geliştirilecektir.
  2. Geliştirilen yayın ve araçlar,  bir takvim çerçevesinde sosyal medya organları vasıtasıyla yayımlanacaktır.
  3. Ayrıca çocuk ve velilerin sosyal medyaya dair alışkanlık ve görüşlerine ilişkin anketler düzenlenecektir.
  4. Sosyal medya hareketinin yaygınlaşması için de bazı yayın organlarından faydalanılacaktır.
  1. 1.      Çocuk medya hareketi ve kongresi içerikleri

a)      Öncelikle Çocuk Medya Hareketi tam olarak nedir, amaçları nelerdir bundan bahsetmek gerekir.

b)      Bilinçlendirme kategorilerinin tam olarak belirlenmesi yerinde olacaktır.

c)      Çocuklara sosyal medyanın faydalarının yanısıra onların sosyal medyada yaşayabilecekleri sorunları anlatılmalı ve bu sorunlarla karşılaşmamak için neler yapmaları gerektiği ve karşılaştıklarında neler yapmaları gerektiği konusunda bilgi verilmeli.

d)     Sosyal medyadaki riskler arasında aşağıdakiler sayılabilir:

  • Özel bilgi ve resimlerin paylaşımından doğan kötü amaçlı kullanımları,
  • Siber zorbalık,
  • Tanınmayan insanlarla tanışma ve bunun sonucu yaşanabilecek sorunlar,
  • Yaşa uygun olmayan içerik ve görüntülerle karşılaşma,
  • Manevi duyguları incitici içeriklerle karşılaşma.
  1. 2.      Çocuk medya hareketi ve kongresi içeriklerinin yayınlanması

a)      Bu süreç için çocuklar ve aileleri hedefleniyor, bunun için internet ve sosyal medyanın yanı sıra televizyon, radyo gibi başka yayın organlarının da kullanılması gerekir.

b)      Çocuklar ve gençler amacı açık ve kısa videolardan hoşlanıyorlar, bu açıdan video diğer tüm araçlardan daha etkili bir araç olacak ve hem de daha fazla yayın organında yayınlanma şansı bulacaktır.

c)      Çocukların twitter kullanım düzeyleri düşük, 2011’de 9-16 yaş arası 524 çocuğun katıldığı çalışmada çocukların %0,2’sinin twitter kullandığı görülmüştür.  Bu nedenle twitter’ın çocuklar için yaygın bir iletişim aracı olduğu söylenemez. Öte yandan çocukların %99’u facebook kullanmakta olduğu tespit edilmiştir.

  1. 3.      Anketler

a)      Anketlerin amacı ve kapsamı belirlenmeli,

b)      Bu anketlerin sonuçlarının nasıl kullanılacağı ifade edilmeli.

 

  1. 4.      Sosyal Medya Hareketinin duyuru organları

a)      Fakültemiz bünyesinde internet güvenliği konusunda çocukların, ebeveynlerinin ve öğretmenlerinin bilinçlendirilmesi amacıyla yürütülen ve proje kapsamında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda gerçekleştirilen çalıştaylarda adı geçen konu hakkında duyurular yapılabilir.

b)      Ayrıca MEB, Eğitek, ve Üniversitelerin. web sayfalarından da duyurular yapılabilir

Prof. Dr. Ali YILDIRIM

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ

Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi Dekanı

GÖRÜŞÜM

Çok rahatsız ederek soruna ilişkin tokat niteliğinde bir kampanya yürütülmesini tercih ve teklif ederim.

Bir ara ufak bir bebeğin derisine geçirilmiş nazar boncuğunun doğurduğu şaşkınlık gibi olmalı.

Ağır sonuçlarını tokat gibi çarpan reklamlar, afişler. 

Kusturacak, iğrendirecek nitelikte neredeyse. Mutlaka uyku kaçıracak cinsten olabilmeli. İnsanların hissettiği aksaklıkların nihai etkilerini gösterecek fevkalade rahatsız edici bir kampanya olmalı.

Herkes bu kadarı da yapılmaz diye şiddetle kampanyayı eliştirmeli ama etkisinden kurtulamayıp, gündeminin ön sıralarına oturtacak bir şok gerçekleştirilmeli. 

Yani kendinizi feda ederek çocukları kurtaracak bir koca taşı durgun suya atın derim

insanlar ülke gündeminin yoğunluğundan ötürü yorgun düştüğünden ve şerbetlendiğinden

artık bu konu Şok olmadan dikkat çekmeyecek.

Ayrıca medya'da irfan, fütüvvet duygusunun verilmesinin ne kadar gerekli olduğunu işlemek ve beklemek lazım.

"Ekmek Teknesi"nin benzeri dizi filmlere acil ve çok ihtiyaç var.

Prof. Dr. Aydın Gülan

İstanbul Üniversitesi

Hukuk Fakültesi


Çocuk ve Medya Hareketi’nin çocuk, yetişkin, sivil toplum, medya  meslek kuruluşu, medya kuruluşu, örgün eğitim ve Hükümet Kuruluşlarından beklentileriniz nelerdir? sorusuna ilişkin olarak,
tüm örgün eğitim kurumları ile işbirliği içinde düzenlenecek  etkinlikler, imzalanacak protokeller gereğince çeşitli projeler gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Yerel bazda yapılacak
uygulamalardan örnek teşkil edecek sonuçlar rapor haline getirilerek meclise kadar gidecek bir yönerge sunulabilir. Öğretmen yetiştiren bir kurumda çalışıyor olmamdan dolayı özellikle öğretmen adaylarının bu içeriğe yönelik tutumları, görüşleri ve ileride öğrencilerine nasıl bir bilinç sağlamaları gerektiği konusunda fikirlerinden yararlandım. Önerileri özellikle medyada cinsel içerikli film dizi vb çocuklar üzerinde yarattığı olumsuz etkiler. Bu konularda sınırlamalar getirilmesi gerekiyor. Çizgi filmlerin aşırı olmasının hayal gücünü zayıflattığını Reklamlar yoluyla çocukların hayal dünyalarının zedelendiğini.
Çocukların ticari malzeme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini Çocukların televizyon karşısında denetlenmeden bırakılmasının anne baba eğitimi ile aşılacağını. Okul öncesi eğitim kurumlarının da medya konusunda denetlenmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Programların çocuk zihninde yanlış figürler yerleştirmesinin önüne geçilmesi için ana baba okulları açılarak medya ve çocuk etkileşimi konusunda uzmanlardan eğitim alınması gerekiyor.
 
Yrd. Doç. Dr. Banu Yaman

ÇOCUK VE MEDYA HAREKETİ SÜRESİNDE İLGİLİ KİŞİ VE KURULUŞLARIN AŞAĞIDAKİ ÖDEVLERE NE KADAR UYDUKLARINI SAPTAMALARINI VE EKSİKLERİNİ  TAMAMLAMAK İÇİN ÖNERİLERDE BULUNMALARINI  İSTERDİM

1)      Çocuk ve Medya  Hareketi çerçevesinde Hükümet Kuruluşlarından beklentilerim:

-          Hükümetin bütün düzeylerinde  bu konudan sorumlu bölümler ve kurumların belirlenmesi ve bunlar arasında eşgüdüm sağlanması amacıyla çalışmalar yapılması

-          İlgili hükümet dışı kuruluşlar ile birlikte çalışacak sivil toplum kesimlerinin belirlenmesi

-          Uluslar arası tüm standartların gözetilmesi

-          Gerekli araştırma ve ölçümlemelerin  ,  izleme, değerlendirme mekanizmalarının tüm yurdu kapsayacak biçimde uygulanması

-          Bu çalışmalar için gerekli bütçe analizlerinin ve gerekli kaynakların tahsisinin gerçekçi biçimde yapılması

2)      Çocuk, yetişkin, sivil toplum gruplarından beklentilerim:

-          Medya konusunun ciddiye alınarak, çocuğun haber alma özgürlüğünü, katılım hakkını, yüksek yararını, kendisini geliştirme hakkını, uluslar arası demokrasi kriterlerini göz önüne alan çalışmalar düzenlenmesi, çocuklar ve  ana-babalar için eğitimler hazırlaması 

3)      Medya meslek kuruluşlarından ,medya kuruluşundan beklentilerim:

-          Uluslar arası gelişmeleri günü gününe izlenmesi ve kendi gelişmelerinden onların haberdar  edilmesi 

-          Kişisel ve kurumsal sorumluluklarınn ı tam anlamı ile üstlenilmesi

-          Kurumlarının çalışma programlarını  ve elemanlarını en üstün meslek prensiplerine uygun ve  mesleki açıdan iyi yetişmiş kimseler arasından seçilmesi ve sürekli performans geliştirme çalışmaları yapılması

4)      Örgün Eğitimden beklentilerim:

-          Eğitim sırasında çocukların medya izleme, ondan yararlanma, medya aracılığı ile zararlı yollara sapma standartlarını onlara benimsetecek çalışmaları uygulanması

-          Medya okur yazarlığı konusuna daha fazla eğilinmesi

ÇOCUK VE MEDYA HAREKETİ İÇİN YAPILMASINI ÖNERDİĞİM ETKİNLİKLER 

Okullarda ders saatlerinde bu Kongre ve bu konu hakkında görsel  araçlarla desteklenen tanıtım yapılması

Sinemalarda çocukların gittiği filmlerden önce tanıtım filmleri gösterilmesi

Çocuklara bir gazetenin çalışma ve neşredilme yerinin, makinelerin, satış ağının filmlerle  tanıtılması

Çocuklara medya kollarına erişimin görsellerle anlatılması (gazeteye, RTÜK’e, yazarlara nasıl erişebilirler)

RTÜK ‘ün ve TV kanallarının nasıl çalıştıklarının ve onlara nasıl erişileceğinin görsellerle anlatılması

Av. Betül Onursal

  1. Çocukların medyada istismar edilmesi ( yetişkin formatında uygunsuz görünümde yer almamaları )
  2. Onların afişe edilmemeleri ( çocuk dahil müthiş yetenek v.b. )
  3. İnternet kullanımına ait çocuk ve ailelere bilgilendirmenin yapılması koruyucu önlem alınabilmesi için sivil toplum kurumlarından destek bulması
  4. İyi ve yeterli ebeveynde olması gereken özellikler.
  5. Ebeveynlerin sınır / kontrol sorunu ( medyanın kullanımı haricinde de bu becerileirn kazandırılması )
  6. Çocukların ruhsal / zihinsel gelişimini artıracak mesajların yer alması

Prof. Dr. Cahide Aydın

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve

Hastalıkları Anabilim Dalı

Çocuk ve Medya Hareketi konusunda özellikle medya profesyonelleri ve kurumlar konusunda amaç bağlamında birkaç önerimi paylaşmak isterim. Medyanın bütün ortamları düşünüldüğünde ürettikleri içeriğin öncelikle çocuklara ulaştığının farkında olmaları ve bu sorumluluğa bir kez daha dikkat çekilmesi kanısındayım. Çünkü maalesef çok kötü örneklerle karşılaşmaktayız. Özellikle internet gazeteciliğinde kışkırtan bir pornografi ve beraberinde cinsel içerikli şiddet sunumu her geçen gün artarak sergilenmekte. Ve yine maalesef ki çocukların büyük bir bölümünün korumasız ve kontrolsüz erişebildiği; ders, ödev, araştırma ya da oyun adı altında başbaşa kalabildiği internet ortamı gerçekten çok büyük bir tehlikenin malzemelerini barındırmaktadır. Bu konuda bana göre internet medyası duyarsızdır ve çocuklar için yeterince sorumluluk almamaktadır. Bırakınız çocukları, yetişkinler için dahi işin tehlikeli boyutları söz konusudur. Bu noktada daha kalıcı, bağlayıcı ve yaptırım gücü olan çözümler üretilmesine yönelik ilgili bütün kurumlar (stk, meb, rtük, byegm, üniversiteler vd.) ortak bir bildirge hazırlayarak hükümeti bu konuda bir önlem alma noktasına getirmelidir. Medya ve Çocuk Hareketi bu konuda gerçekten bir hareket oluşturmalıdır.

Ayrıca yine medyanın bütün ortamlarında çocuklarla ilgili haberleri hazırlayan muhabir ve programcıların özel eğitime tabi kişilerden seçilmiş olması, çocuk muhabirliği ve haberciliğinin özel bir alan olarak kabul edilmesinin gerekliliği kanısındayım. İçinde bulunduğunuz hareket bu konuya dikkat çekip, bazı girişimleri başlatabilmelidir diye düşünüyorum.Aksi takdirde çocuklarla ilgili profesyonel bakış açısı yakalanamaz.

Özellikle dikkatimi çeken konular şu anda bunlar. Yeni paylaşımlarım olursa iletirim.

Dr. Derya NACAROĞLU

G.Ü. İletişim Fakültesi

Radyo-Tv ve Sinema Bölümü



"Çocuk ve medya"  birçok disiplini ilgilendiren disiplinler arası bir çalışma alanı olması nedeniyle oldukça kapsamlı bir çalışma alanı. Bu hareketle böylesine kapsamlı bir alandaki gereksinimlerin tümüne bir anda cevap verilmesi elbette çok mümkün olmayabilir. Bu nedenle bir anlamda ihtiyaç analizi çalışması niteliğindeki bu görüş belirleme çalışmanız oldukça değerlidir. Bu sayede bu alandaki gereksinimleri, yapılacakları önem, aciliyet ve gerçekleştirilebilirliğine göre bir sıraya koyarak bir eylem planı hazırlamak mümkün olabilir. Bunun yanı sıra bu konuda belirtilmesi gereken diğer bir husus ise "çocuk ve medya hareketinde" tüm paydaşların sürece katkısı sağlanmalıdır. Yalnızca ebeveynler eğitimciler ve medya düzenleyici kurumlar değil medya kuruluşları da bu harekete destek sağlamalıdır. Kullandıkları güçlü medya dilini medya okuryazarlığı eğitimi, bilinci kazandırılması yönünde kullanmaları oldukça önemlidir.
Ayrıca bu süreçte gerçekleştirilecek çalışmalarda "medyaya savaş", "televizyona savaş" niteliğinde "reaksiyoner refleks"ten yerine; "aksiyoner" bir tutum takınılması da oldukça önemlidir. Ortaya ürün koymadan medyayı hedef tahtasına koyarak yerme çalışmalarının eğitimsel katkıdan uzak olduğu söylenebilir.Diğer taraftan medya dilinin çocuklar tarafından anlaşılmasının sağlanmasına yönelik ürünlerin geliştirilmesi daha anlamlı olacaktır.
Ürün ortaya konmadan önce bu konuda resmi kurumlar ve diğer çevrelerce ortayan konan ürünlerden haberdar olunmasının sağlanması da göz ardı edilmemelidir
 
Bu bağlamda tüm paydaşlarda fikir birliği olmak zorunda değil ama kavramsal anlamda bir tutarlılık olmak durumunda. Herkes sürece katkı sağlamak istiyor ancak belli ölçüde  kavramsal birliktelik sağlanmaması enerji kaybına neden olabilir. Dolayısıyla öncelikle kavramların tanımlanması amaçların belirlenmesi, hareketin tüm paydaşlarca doğru anlamlandırılmasına imkan verebilecektir.
Ardından "medya ve çocuk hareketi" ve amaçlarının ülke çapında duyurulması oldukça önemli diğer bir durumdur. Elbette bu süreçteki tüm çalışmalarda geleneksel ve sosyal medya imkanlarından faydalanmak oldukça önemlidir.

Çocukların daha fazla yöneldikleri medya ortamlarına yönelik çalışılması gözetilmelidir.
Örgün eğitim kurumlarında öğretim programlarına bu eğitimlerin uygun bağlamlar aracılığıyla eklemlenmesi önecelikli konulardan bir diğeridir.
 

 Yrd. Doç. Dr. Ebubekir ÇAKMAK
Abant İzzet Baysal Üniversitesi


Çocuk ve Medya hareketi için görüş ve önerilerimi sizlere bildirmek isterim.

Subliminal mesajlar (25.kare) özelllikle Walt Disney çizgi filmleri, MTV klipleri ve Hollywood yapımı filmlerde çokça kullanılan bir teknik. Bu tekniğin dünyaca ünlü büyük şirketler tarafından (örneğin coca cola ve pepsi gibi) pazarlama ve propaganda amaçlıkullanıldığını biliyoruz. Özelllikle subliminal teknikler cinsellik ve şiddet temalarıyla -dolaylı olarak- insanların bilinçaltını etkilediği düşünülmektedir.

Bu konunun kongre ve Çocuk ve Medya hareketi ile ilgisi şunlardır:

1. Subliminal mesajlar konusunda en büyük risk grubu çocuklardır.

2. Subliminal mesajlar en çok çocukların izlediği çizgi filmlerde kullanılmaktadır.

3. Özellikle yabancı çizgi film ve gençlik kanallarında (Cartoon Network ve Disney Channel gibi) sürekli cinsellik ve şiddet temaları bilinçaltını etkileyecek şekilde kullanılmaktadır.

4. Amerika, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi gelişmiş ülkelerde çocuklara yönelik televizyon kanallarında subliminal mesajların kontrolü ve denetimi yapılmaktadır.

Sonuç olarak;

Kongrede ve Çocuk ve Medya hareketi kapsamında şu soruların gündeme gelmesinde fayda olduğu düşünüyorum.

1. RTÜK bünyesinde, çocuklara yönelik programlarda subliminal mesajların kontrolü ve denetimi yapılmakta mıdır?

2. Bu konuda yabancı ülkelerde yüzlerce tez yapılmasına karşın, (YÖK'ün resmi tez arama merkezine göre) Türkiye'de neden sadece 4 adet yüksek lisans tezi yapılmıştır?

3. Son zamanlarda ülkemizde kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin yaygınlaşmasında subliminal mesajların bir etkisi var mıdır?

4. Ailelerin çocuklarının televizyonda hangi kanalları ve programları izlemesi gerektiği konusunda farkındalık düzeyini arttırıcı seminer ve konfreranslar verilebilir mi?

Bu soruların kongrede bilimsel bir bakış açısıyla (bilimin sorgulama ve şüphecilik ilkesi gereği) değerlendirilmesi, kamuoyunun ve devlet kurumlarının (TRT ve RTÜK gibi) dikkatini bu konuya çekmek açısından bir farkındalık oluşturabilir.

Çok zamandır zihnimi kurcalayan bu konuyu paylaşmak istedim.

Dr. Faruk Levent

Müzik eğitimi ile ilgili olaral medya ve çocukların medya ile müzik eğitimi konusu mutlaka gündeme alınarak incelenmelidir.

Yrd. Doç. H.Yılmaz KÜÇÜKÖNCÜ

ÇOMÜ

Eğitim Fakültesi GSE Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı

Öğretim Üyesi

Devlet Konservatuvarı Müdürü   

Buna göre;

Medyanın çocuklarda değerler eğitimine etkileri

Medya ve ebeveynlerin çocuk eğitiminde rolü

Medya ve çocuk istismarına (önleme- tetikleme vs) etkileri

Medyanın ( çizgi filmler) kavram öğretimine etkisi

Çocuk ölümlerinin azaltılmasına yönelik medyanın duyarlılığı

Çocukluk tarihi

Çocuk sosyolojisi ve medya.

Çocuk hakları ve medya.

Yrd. Doç. Dr. Ganime AYDIN
İstanbul Aydın Üniversitesi

Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

ÖNERİLERİM:

  1. MEDYA OKURYAZARLIĞI DERSİNİN DAHA KÜÇÜK SINIFLARDAN ZORUNLU OLARAK BAŞLATILMASI
  1. HÜKÜMETİN TELEVİZYON KANALLARINDA SPOT TARZINDA ÇOCUKLARIN KORUNMASINA YÖNELİK PROGRAMLAR YAPMASI.
  1. MEDYA VE TELEVİZYON İZLEME ALIŞKANLIKLARINA YÖNELİK ÜLKEMİZDE DURUMUN SAPTANMASI.
  1. BU KONUDA MEDYA VEYA TELEVİZYON İZLEME ALIKANLIKLARINI DEĞİŞTİRMEYE YÖNELİK İNTERVENTİON ÇALIŞMALARININ YAPILMASI.

Ben kliniğimde 8 aydır böyle bir çalışmaya başladım. Sonuçlarımı 4 ay sonra alacağım, yaptığımız intervention sonrası çocukların ekran zamanlarını, ailenin ekran zamanlarını ve çocukların agresivite (saldırganlık) skorlarını değerlendiriyorum . (Hepsi okul öncesi çocuklar)

Doç. Dr. Gonca Yılmaz

Çocuk ve Medya Hareketi, medya organlarında çocuksu duyarlılığı temenni ve talep edebilir. Çok zor biliyorum ama ancak böyle ideallerden konuşabiliriz. Mesela notlamalarda 7+ diyoruz; hakikaten o yapımlarda bu notlamalar yeterli mi? Yetişkinlerin seyredebileceği (hatta bazı durumlarda seyredemeyeceği) şeyleri mesela 8 yaşında bir çocuk mu seyredebilir? Sadece görsel medya değil, bir çocuğun alıp karıştırabileceği dergilerde ne reklamlar var; billboard'lardaki görüntüler... İnternet'teki filtremeler de bence işe yaramıyor, her yerden görüntüler fışkırıyor, sözler çıkıyor. Adeta bazı kötülük odakları var. Nasıl başedilebilecek? Çocuksu duyarlılık herşeye sirayet edebilseydi, birçok sorun kendiliğinden çözülebilecekti.

Etkinlikler olarak herhalde erdemliliği işleyen çalışmaları ortaya koymak lazım. Olumsuz birşeyi anlatmak için gerçekçi olup o olumsuzluğu olduğu gibi bile sergilememek lazım. Sorunlar çok yönlü. 

İhsan Kabil

Öncelikle Çocuk ve Medya Kongresi düzenlenmesi konusunda çaba ve emeklerinizden dolayı tebrik ve takdirlerimi ifade etmek isterim.

Bu konuda öğretmen yetiştiren Eğitim Fakültelerinin görüşleri ve katkılarının ihmal edilmemesini istirham ediyorum.

Sınıf öğretmenleri ve okul öncesi öğretmenlerinin çocuklara okuma sevgisi ve çocuk edebiyatı eserleni okuma alışkanlığı konusunda etkisinin büyük olduğu kanaatindeyim. Bu nedenle öğretmen adaylarının özellikle Çocuk Edebiyatı dersini alan sınıf öğretmenliği ve okul öncesi okul öğretmenleri adaylarının yazdıkları ve yazacakları çocuk edebiyatı ürünleriyle katılacakları bir yarışmanın Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Başbakanlık, Üniversiteler ve Çocuk Vakıfları tarafından organize edilmesi ve kurul tarafından incelenip değerlendirilecek başarılı eserlerin yayınlanması hem öğretmen adaylarının farkındalık düzeylerini artıracak hem de onları teşvik edecektir düşüncesindeyim. Bu konuda Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi olarak her türlü katkı ve desteği verebileceğimi belirtmek isterim.

Yrd. Doç.Dr. İhsan Seyit Ertem

Gazi Eğitim Fakültesi

Sınıf Öğretmenliği AnaBilim Dalı

Çalışmanızı bir çocuk babası ve aynı zaman da bir eğitimci olarak desteklemekteyim. ancak çocuk ve medya hareketi isim olarak eksik bir anlam taşımaktadır. bu isim anlam olarak çocuk için medya oluşturma anlamı taşıyabileceği gibi ki ben böyle algılıyorum. bu durum yeni bir yaklaşım gerektirir ancak bu var olan duruma etki etmeyebilir. oysa bu hareket "medyada çocuk hareketi" olması halinde hem var olan durumu çocuklar lehine değiştirme ve yeni durumlar yaratma anlamı taşıyabilir. şu andaki var olan durum medyada çocukların hiç olmadığıdır, medyada çocuk çocuk olarak yer almamaktadır. var olan durumda sadece büyükler çocuklar adına yer almakta ve bütün yönlendirmeler büyüklerin çocukların ne isteyebileceği doğrultusunda büyükler tarafından yönlendirilmektedir. Kısaca bu gün çocuklar medyanın içinde doğrudan yer almamakta sadece tüketici boyutuyla büyüklerin elinde bir oyuncak olmaktadır. afiş çalışmasında ise sizlere şöyle bir önerim olabilir. İki afiş hazırlanabilir birincisi var olan durumu yansıtan bir büyük baloncu ve balon yerine uçuşan çocuklar,  diğeri ise bir baloncu çocuk balon yerine uçuşan büyükler...

Yrd. Doç. Dr. Kenan Demir



Yıllardan beri Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi, Okulöncesi, Sınıf Öğretmenliği ve Çocuk Gelişimi Bölümlerinde Çocuk Edebiyatı dersi vermekteyim. Bu dersi verirken çocuk edebiyatı teorisi konusunda bu ülkede ciddi anlamda kafa yoran Mustafa Ruhi Şirin adını öğrencilerimin zihninde oturtmaya çalışırım. Elbette bunu hak ediyorsunuz.  Şüphesiz böyle bir kongre yapmak suretiyle de çok önemli bir meseleyi masaya yatırdığınızı ve konuyu teferruatıyla ele alacağınızı düşünüyorum.

Konu başlıklarına baktığımda eğer dikkatsizliğime kurban gitmediysem çocuk ve medya konusunda çocuğun dil gelişiminde medyanın olumlu ya da olumsuz yönleri, çocuk-dil; çocuk-düşünce ve dil münasebeti; çocuk ve felsefe vs. gibi konuların dikkate alınmadığını fark ettim.

Bu münasebetle,

Öteden beri her dönem öğrencilerime anlattığım bir konuyu burada sizinle de paylaşmak isterim. Öğrencilerime çocuk kavramını birkaç kelimeyle ifade etmek gerekse çocukla ikiz olabilecek hangi kelimeleri söylerdiniz diye sorular sorarım. Arkasından kendime göre bu soruyu cevaplar ve çocuk = merak + oyun + hayal’dir derim. Çocuklarla ilgili hangi faaliyet yapmaya niyetlenirseniz niyetlenin bu üç kavramın olumlu ya da olumsuz örneklerini görürsünüz. Merak kelimesinin ikizi soru sormaktır derim. Hayal kelimesinin ikizi şaşırmaktır derim. Oyun kelimesinin ikizi çocukluktur derim. Öyleyse çocuklarla ilgili atılacak her adımda bu üç kavramı dikkate almayan bir aksiyon başarılı olamaz derim. Bu münasebetle oyun ve çocuk ilişkisini dünyada en iyi anlatan filmlerden biri olan Hayat Güzeldir (Life is Good) adlı Roberto Benino’nun o şaheserini öğrencilerime izletirim.

Kelime dağarcığını geliştirmede görsel ve yazılı medya unsurlarından nasıl faydalanılabilir?

Türkçenin dil varlıklarını çocukların seviyesine uygun olarak medya vasıtasıyla çocuğa nasıl sunabiliriz?

 Keloğlan benzeri çizgi filmlerin çocukların hayal ve düşünce dünyalarında meydana getirdiği olumlu ya da olumsuz yönler var mıdır?

Görsel veya yazılı medyada çocuk kitaplarıyla ilgili bir yayın var mıdır? Örneğin çokça seyredilen programlarda kaliteli ve nitelikli çocuk kitaplarının tanıtımı demiyorum, bir çocuk tarafından okutulması bu programı seyreden çocuklar üzerinde bir etki meydana getirir mi?

Çocuklar için yazarlık okulları açılabilir mi?

Sonuç olarak,

Oyuncaklaşan Kitaplar veya Kitaplaşan Oyuncaklar adında bir proje yaparak çocuğun dünyasına kitabı vazgeçilmez bir unsur hâline getirmek mümkün müdür?

Masallar Canlanıyor türünde daha önce dünya çocuk klasiklerine uygulanan çizgi film tekniklerinin kendi kültürümüzü yansıtan eserlere uygulanması zor mudur?

Çocukların kelime dağarcığını geliştirecek mahiyette uygulamalara yer verilmesi. Bunların seslendirilmesi, oyunlaştırılması (Tekerleme, bilmece vs. için) düşünülebilir mi?

Çocuklar için yazarlık okullarının düşünülmesi…yetişkinlere için çocuklara mahsus konuları ele alan film ve sinema senaryo yazarlığı 

Durum tespiti yapan kitaplardan (arkadaşlığın, dostluğun önemini anlatan kitaplardan) problem çözmeye odaklı kitaplara doğru geçiş yapmanın önemi…

 Dilin bir problem çözme aleti olduğunu çeşitli programlar, diziler ve filmler vasıtasıyla çocuklara anlatmak.



Doç. Dr. Lokman TURAN
Atatürk Üniversitesi Kâzim Karabekir Eğitim Fakültesi
Türkçe Eğitimi Bölümü

Çocukların medya karşısında (özellikle TV ve İnternette) çok fazla zaman harcadığını düşünüyorum. Bunun önüne geçmek adına faaliyetler yapılmalı.

Ayrıca anne ve babaların da bilgilendirilmesi çok önemli. Örneğin çocuğun ne kadar süreyle TV veya İnternet başında durması gerektiğini organize etmeliler. Bu konuda TV veya İnternette açıklayıcı programlar yapılmalı.

Çocuklar geleceğimizdir. Bu güzel faaliyeti destekliyorum.

Selamlarımla.

Doç. Dr. Murat Aydoğdu

DEÜ. Hukuk Fakültesi

Kongreye çocukların katılımı esas olduğu için bizler çocuk delege danışmanı olarak görev alabiliriz.  Öncelikle harekete geçirilmesi gereken gruplar için ilçe ve kasabalardaki çocuklar ifade edildiği için Manisa ilçelerinden seçilecek okullara ulaşması için Gezici Medya Okuryazarlığı Ekibini oluşturabiliriz.

Ekip okullarda bulunan Medya Okuryazarlığı Dersi öğretmenleri ile birlikte verecekleri yarım günlük eğitimler sonunda çocukların ne tür sunumlar, atölye çalışması ya da üretimlerle Kongreye katılabilecekleri tanıtarak bir planlama yapabilir.

Yine okullardaki öğretmenlerin yardımlarıyla çocuk delegeler seçilebilecektir.

Katılım şekli, kongre temaları doğrultusunda sözlü ve yazılı sunumun yanı sıra, fotoğraf, film ve poster olarak belirlendiği için görsel sunumların hazırlanmasında (Üniversitemizde İletişim Fakültesi bulunmadığı için) Eğitim Fakültemizde görev yapmakta olan bir hocamızdan bu süreçte yardımcı olmasını rica edebiliriz.

Çocuk ve Medya hareketi için üniversitemizde bir çalışma gerçekleştirebiliriz.

  • Kongre ile çocuk ve medya ilişkisini “imkânlar” ve “güçlükler” çerçevesinde etkilenen taraf (çocuk) ve etkileyen bütün tarafların katılımı ve bütün boyutlarıyla değerlendirmek, medyanın çocuklar için demokratikleşmesi sürecini harekete geçirmek amaçlanmakta olduğu için hak temelli yaklaşımla medyanın demokratikleşmesinde Baro Çocuk Hakları Merkezi Temsilcileri ile görüşmeler gerçekleştirilebilir.
  • Yerel yayın organlarında (radyo, televizyon, gazete) çocuk haklarını konu edinen program ve yayınlara yer verilebilir. Yine yayın organları ile yapılacak işbirliği ile içeriğini eğitim bilimcilerin ve çocukların hazırlayıp sunacağı programlar geliştirilebilir.

Çocuk ve Medya Hareketi'nin çocuk, yetişkin, sivil toplum, medya meslek kuruluşu, medya kuruluşu, örgün eğitim ve hükümet kuruluşlarından beklentilerimiz:

 

  1. İlkokullarda serbest etkinlikler, oyun ve fiziki etkinlikler, Hayat bilgisi, Sosyal bilgiler, Din kültürü ve ahlak bilgisi vb. dersler kapsamında bilgi, beceri ve tutum kazandırıcı etkinlikler yapma ve bu konuda başarı ve üstün başarı gösteren öğrenci, veli, öğretmen, yönetici, sivil toplum, medya meslek kuruluşu, örgün eğitim ve hükümet kuruluşlarını ödüllendirme.
  2. Okullardaki rehberlik ve psikolojik danışma servislerinde görev yapan rehberlik ve psikolojik danışman öğretmenlere, okul yöneticilerine, okul aile birliklerine, büyük ilçe ve il merkezlerinin tamamında bulunan rehberlik ve araştırma merkezlerinde çalışan öğretmen ve yöneticilere bu konuda mutlaka görev, yetki ve sorumluluk verilmesi ve bunu n en az aylık olarak planlanmasının ve raporlaştırılmasının sağlanması,
  3. Öğrencilerin, ilgili dersler kapsamında (Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Din kültürü ve ahlak bilgisi, Fen Bilimleri, Beden eğitimi, Türkçe vb.) derse ve etkinliklere katılım, performans görevi ve proje görevlerinde bu konuyla ilgili etkinliklerin dikkate alınması, teşvik edilmesi ve ödüllendirilmesi
  4. Bu konuda öncelikle aileler ve eğitim çalışanları olmak üzere bütün paydaşlara başta Rehberlik ve araştırma servisi ve merkezleri olmak üzere bu konuda uzman kişiler tarafından eğitimler verilmesi.
  5. Bu konuda en duyarlı medya meslek kuruluşu ve medya kuruluşlarının eğitim kurumları çalışanları, öğrenciler ve veliler tarafından belirlenmesi ve ödüllendirilmesi.
  6. Sosyal etkinlikler kapsamında bu konuyla ilgili öğrenci kulüplerinin kurulmasının desteklenmesi
  7. Bu hareket,  karar verme (kararlar alınması) aşamasından başlayarak planlama, örgütleme, kadrolama, uygulama, eşgüdümleme, iletişim aşamalarında ve denetleme (değerlendirme) aşamasıyla ile bitirilene kadar bütün aşamaları demokratik ve katılmalı bir yönetim anlayışıyla sürdürülmeli ve geliştirilmelidir. Her aşamada bu konuda davranış kazandırılması ye davranış değişikliği hedeflenen bireyler ön planda olmalıdır.

 

 

Çocuk ve Medya Hareketi için yapılmasını önerdiğimiz etkinlikler:

 

  1. Belirli gün ve haftalar kapsamında kurum, ilçe, il ve ülke düzeyinde her türden etkinlikler düzenlenmesi
  2. Bu konuda en az aylık olarak iyi örneklerin kendi kategorilerinde belirlenmesi ödüllendirilmesi
  3. Öğrencilerin başarılarının değerlendirilmesinde (yazılı sınavlar dâhil) sadece bilişsel öğrenmelerinin değil en az yüzde 50 düzeyinde duyuşsal öğrenmelerinin (tutum ve davranışlarının) göz önünde bulundurulması
  4. Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinin ve Okul rehberlik servislerinin en az iki haftada bir etkinlik yapması.
  5. Bu konularla ilgili her alanda ve bütün paydaşları kapsayan (resim, şiir, kompozisyon, sportif vb.) yarışmalar düzenlenmesi ve başarı gösterenlerin ödüllendirilmesi.
  6. Bu konuda bütün paydaşlar düzeyinde proje yarışması düzenlenmeli, projeler maddi ve manevi olarak desteklenmeli.

 

Ek bir yaklaşım;

Medyaya maruz kalmak çocuklar ve gençler için bir risk faktörü olabilir fakat medya okuryazarlığını bu konuda bir koruyucu faktör görevini üstlenebilir. "Teknolojinin gücü, öğrenciler teknolojiyi kendi çalışmalarının yaratıcıları olarak kendi elleriyle kullanabildiklerinde ve ondan eleştirel sorgulama, kendini yansıtma ve yaratıcı anlatım için yararlandıklarında ortaya çıkar" (Goodman, 1996). Bu görüşten yola çıkıldığında eğitim öğretim etkinliklerinin içine medya üretimi çalışmaları etkin bir biçimde yer almalı ve medya etkinlikleri öğrenci becerilerini değerlendirmek için de kullanılmalıdır. Öğretmenlere bu konuda yardımcı olmak için öğrencilerin yarattığı medya ürünlerini değerlendirmede kullanılacak kriterlerde sağlanmalıdır. Böylece öğrenciler görsel düşünme, planlama, düzeltme, sergileme ya da yönetme ile ilişkili olan görevlerde kendisini gösterebileceklerdir. Öğrenciler fotoğraf çekerek, öykü kareleriyle düşüncelerini planlayarak ve organize ederek; metinler yazarak, kamera önünde oynayarak; kendi internet sayfalarını tasarlayarak veya bir haber öyküsünü bildirerek deneyimlerini yaşayacak ve kitle iletişiminin gerçek anlamda eleştirel tüketicileri haline gelebileceklerdir.

Eğitim sisteminin içinde medya okuryazarlığı becerilerinin güzel çağdaş ve klasik filmler, ders kitaplarındaki fotoğraflar ve ulusal gazeteler kullanılarak etkili bir biçimde öğretilebileceği düşünülmektedir. Ancak okulların kurumsal kimlikleri içerisinde bu anlayışın oturması bir hayli zaman alabilir. Bu nedenle medya eğitimini en iyi yaygınlaştıracak alanlar ilk planda okul sonrası programlar, yaz kampları, çeşitli okul dışı eğitim programları, önleme programları, topluluk-temelli örgütler ve evde ana-baba rehberliğidir. Buna ek olarak ilköğretim düzeyindeki eğiticiler ve ortaöğretim düzeyinde dil sanatları, sosyal bilgiler, sağlık, fen, müzik ve sanat alanlarında öğretim yapanlar için öğretmen eğitimi programları düzenlenmelidir.

Kısaca, medya okuryazarlığı eğitiminin merkezinde, medya metinleri hakkında soru sorma eylemi anlamına gelen, sorgulama pedagojisi olmalıdır.

 

 

Prof. Dr. Mustafa Bakaç

      

Aşağıdaki önerilerimi sizlerle paylaşıyorum.

Çocuklarımızda internet ve elektronik araç bağımlılığı konusu üzerinde önemle durulmalıdır.

Televizyon programlarında ve özellikle aile dizilerinde milli ve manevi konularda hassasiyet gösterilmesinde yarar vardır.

Televizyon progrmalarında ve çocuklar için hazırlanan programlarda değerlerimiz üzerinde önemle durulmalıdır.

Değer taşıyıcısı olan mili kahramanlarımıza film kahrmanı olarak film ve dizilerde rol verilmelidir.

Kongrenize TAP (Türkiye Akademisyenler Platformu), ULEGDER (Uluslararası Eğitim Gönüllüleri Derneği) olarak akademisyen ve üyelerimiz vasıtasıyla akademik ve kamuoyu desteği sağlayabiliriz.

Yrd. Doç. Dr. Nadir Çomak

Bir akademisyen olarak değil bir baba olarak görüşlerimi şöyle özetlemek istiyorum:

Öncelikle medya ile medyanın zararlarını, yine medya ile anlatmaya anlatmaya çalışıyoruz, bu silahın zararlarını silahla atış yaparken göstermek gibi geliyor. Çok zor ama medyayı özellikle televizyonu evimizden kaldırsak zaten sorun çözülür diye düşünüyorum. Bu nedenle kreşler gibi çocukların zamanlarını geçirecekleri "oyun salonları" hayata geçirilebilir. Bu salonlarda çocukluğumuzda oynadığımız oyunlar bulunabilir.

Televizyon kanallarına nasıl bir yaptırımınız olur bilmiyorum ama biz yayınlayacağız siz çocuklarınıza seyrettirmeyin mantığıyla programlara 7+, 13+ gibi uyarı işaretlerinin konmasının yeterli olmadığını düşünüyorum.

TRT genel müdürünün TRT çocuk için %100 YERLİ YAPIM hedefini takdir ediyorum ama bu yapımlara sizin gibi insanlar yada çocuk psikologlar eşlik etmeliler.

Yrd.  Doç. Dr. Necati Hırça

      Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi

Fen Bilgisi Öğretmenliği

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Çocuklarla yapılacak çalıştay, panel ve tartışmalarda çocukların hem çocuklara hem de yetişkinlere yönelik medyayı tanımlaması ve şekillendirmesi sağlanmalıdır. Bu başlık altında tartışılacak olanlar:
    • Çocuk ve yetişkin medyası hangi noktada ayrılır? Hangi sınır bir medya ürününün çocuklara ya da yetişkinlere yönelik olmadığını belirler? Nasıl anlayabiliriz?
    • Çocuklara yönelik medya nasıl olmalıdır, neleri içermelidir?
    • Yetişkinlere yönelik medya nasıl olmalıdır? Çocuklar ne kadarını takip edebilmelidir? Medyada neler yer almalı, neler yer almamalıdır ve neden?
  • Medyanın fiziksel etkilerini, ve bu etkilerin sonuçlarını bilimsel çevrelerden olmayanların da anlayabileceği şekilde açıklamanın, hem eğitimcilerin, hem velilerin, hem de çocukların medyayı anlamalarına yardımcı olacağını düşünüyorum. Bu aşamada sadece televizyon değil, bilgisayar oyunları, interaktif medya, gazete gibi diğer organlar da hesaba katılmalıdır. Nörologların, psikologların ve çocuk doktorlarının yer alacağı paneller “Medya bize ne yapıyor” başlığı altında toplanabilir.
  • Medyanın yönlendirme özelliğine dair farkındalık çalışmaları yapılabilir. Yapıldığı takdirde bu çalışmalar küçük gruplarla, aktif çalıştaylar olarak düzenlenmeli, lider olarak da mutlaka bir psikolojik danışman ya da grup çalışmalarında tecrübeli bir eğitmen/öğretmen bulunmalıdır. Etkinliklerle sürdürülecek olan bu çalışmalarda örnekler üzerinden tartışılarak medyanın nasıl yönlendirebileceği, verdiği olası mesajlar, nasıl hissettirdiği konuşulmalıdır.
  • En önemli konulardan biri ise çocuklara yönelik reklamlar ve etiktir. Reklamların görsel özelliklerinden (ör: fazla stimülasyon, hızlı geçişler, vb.) verdiği mesajlara kadar, farklı uzmanların görüşlerini belirteceği konuları kapsayan bir alt-tema belirlenebilir.
  • Konu ne olursa olsun, çocuklara yönelik tartışma ve panellerin daha interaktif, daha uygulamaya dayalı olması gerektiği unutulmamalıdır. Çok fazla çocuğun aynı anda katılacağı daha büyük çaplı etkinliklerde ise dikkat sürekli canlı tutulmalı, (özellikle 9-12 yaş grubu için) sunumlar hareketli olmalıdır.

Bu hareketi başlattığınız ve akademisyenlerden de öneri aldığınız için çok teşekkür eder, bütün bu sürecin sorunsuz ve keyifli geçmesini dilerim.

 

Nil İpek Hülagü

Bahçeşehir Üniversitesi

Sinema ve Medya Araştırmaları  Doktora Adayı

Halkla İlişkiler Bölümü Asistanı

Öncelikle görüşlerime değer verdiğiniz için teşekkür ederim. Çocuklara, empati duygusu verilmeli, şiddetten kaçınmaları için onlara somut örneklerle bir karıncanın bile yaşam hakkının kendi yaşam hakkı kadar önemli olduğu anlatılmalı. Bencilliğin, çok kötü bir duygu olduğu, bir gün kendisinin de yardıma ihtiyacı olabileceği, bu nedenle ne kadar paylaşımcı olursa,  bunun bir gün kendine iyilik olarak dönebileceği bilinci aşılanmalıdır. Ebeveynlere de çocuklarını dinleme, onların de geleceğin yetişkinleri olacağı düşüncesiyle 0-3 yaş arası dürüst ve özgüvenli bireyler olması konularında zaman ayırmaları önerilmelidir.

Prof.Dr. Nurşen Mazıcı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Düzenlenecek “I. Türkiye Çocuk ve Medya Kongresi” nin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

“Çocuk ve Medya Hareketi”nin “çocuk gözüyle”, “çocukların inisiyatifi” ile gerçekleşmesi önemli bir başlangıç olacaktır. Bugüne kadar biz yetişkinler hep “çocuklar adına” karar verdik. Çocuk Medya Hareketinin yetişkinler dünyasında adeta “bomba etkisi” oluşturmasını diliyorum. Belki o zaman biz yetişkinler “çocuklarımız kadar medyayı tanımadığımızın farkına varırız”.

 

Çocuk ve Medya Hareketi’nin çocuk, yetişkin, sivil toplum, medya meslek kuruluşu, medya kuruluşu, örgün eğitim ve Hükümet Kuruluşlarından beklentileriniz nelerdir?

ÇOCUK:

  • Çocukların çalışmaları yürütürken “özgünlüklerini” daha doğrusu “çocukluklarını” korumalarını,
  • Kaleme alınacak metnin “çocukça”, “çocukların anlayacağı sadelikte” olmasını,
  • Medyanın tüm alanını (sesli, görsel, yazılı ve sanal – elektronik – internet gibi) kapsaması,
  • Çocuk Hakları Sözleşmesinin temel alınmasını,
  • “Atölye çalışmalarının” yapılmasını ve “somut sonuçlar ortaya koymasını”,

YETİŞKİN:

  • Çocuklar tarafından hazırlanacak çalışmaların “saflığına” müdahale etmemelerini, “kendilerine benzetmemelerini”,
  • Çocukların görüşlerine saygı göstermelerini,
  • Yapılacak çalışmalarda “kolaylaştırıcı”, “ön açıcı” ve “engelleri kaldırıcı” yaklaşımda olmalarını,
  • Hazırlanan bilimsel çalışmaların çocuklar tarafında da anlaşılacak sadelikte olmasını,

SİVİL TOPLUM

  • Çocuk Medya Hareketinin “sivil toplumun bir parçası olmasını sağlayacak” desteği vermelerini,
  • Sivil toplum örgütlerinin bu alanda toplumun “oto-kontrol mekanizmasını” oluşturmasına katkı sağlaması,
  • Sivil toplumun yürüteceği çalışmalarda “katılım” konusunda fert fert her çocuğun ve yetişkinin bu alanda “söyleyeceklerine” ve “yapacaklarına” zemin oluşturmasını,

MEDYA MESLEK KURULUŞLARI 

  • Çocukları “nesne” konumundan “özne” konumuna alarak “çocuklara özel” ve “çocuklara özgü” program içeriklerini geliştirmelerini ve toplumsal yapımızı, kültürel ve manevi değerlerimizi göz ardı etmeyen bir anlayış içerisinde olmasını,
  • Medya ortamının çocukların yeteneklerini geliştirecekleri hale dönüştürülmesini,
  • Türkçe’nin doğru kullanımına azami gayret gösterilmesini,
  • Yabancı dillerin baskısının azaltılmasını,
  • Çocuk ihmal ve istismarına karşı özel hassasiyet gösterilmesini,

ÖRGÜN ve YAYGIN EĞİTİM

  • “Çağı yakalama” konusunda çocuklardan ileri noktada olmasını,
  • FATİH PROJESİNİN Medya ile çok acil olarak ilintilendirilmesini, Projenin somut sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılmasını,
  • Uzaktan eğitim modüllerinin çocuklarımızın “örgün eğitimlerini” destekleyici olarak revize edilmesini,
  • Öğretmenlerin mutlak surette kendilerini bu konuda yenilemelerini,

HÜKÜMET

  • “GÖLGE ETMEMELERİNİ”,
  • Siber güvenlik önlemlerinin alınmasını,
  • ÇHS ve Ek İhtiyari Protokollerin gereklerinin yerine getirilmesinin sağlanmasını,
  • “Eğitim”, “Kültür” ve “Sosyal Politikalarda” aile birliği ve bütünlüğünü destekleyici, çocukları koruyan ama sınırlandırmayan, çocukların ufkunu açan olmasını,
  • Bugüne kadar hazırlanmış “Strateji Belgelerinin (Çocuk Hakları ve Yeteneklerin Geliştirilmesi Stratejileri başta olmak üzere)” hayata geçirilmesini,

 

Çocuk ve Medya Hareketi için hangi etkinliklerin yapılmasını önerirsiniz?

  • Etkinliklerin İstanbul’la sınırlı kalmamasını,
  • Bölgesel ve yerel düzeyde etkinliklerin planlanmasını,
  • “Çocukça”, “eğlenceli” ve “oyun oynarken öğrenilecek” ortamların ön plana alınması,
  • Kısa ve etkili programların hazırlanmasını,
  • Görsel ve “çocukların birlikte yapmaktan keyif alacakları” etkinliklerin planlanması,
  • Medyanın tüm alanlarında ve aşamalarında gözlem yapabilecekleri, programlarda aktif katılacakları ortamların hazırlanması,
  • Bazı programları hazırlama ve sunma konusunda deneyim kazanabilmeleri,
  • Öncelikle çocukların “tüm çocukları” kucakladıkları,

 bir anlayış içerisinde bulunmalarının yararlı olacağını düşünüyorum. Saygılarımla arz ederim. Kongreye emeği geçenlere gönülden şükranlarımı sunarım.(2 Nisan 2013)

Dr. Özcan KARS

Ben Celal Bayar Üniversitesi Tıp fakültesi Patoloji Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. Ayrıca Türk Tabipler Birliği Kadın Sağlığı ve Kadın Hekimlik Komisyonu'nun aktif bir üyesiyim ve Manisa Tabip Odası'ndaki temsilcilerinden biriyim. Evliyim ve iki erkek çocuğu büyüttüm.

Görüş talebiniz doğrultusunda düşüncelerimi kısaca şöyle özetleyebilirim:

Ülkemizde "MEDYA" deyince öncelikle televizyon akla gelmektedir. Gazete-dergi okuru çok az olup pek çok eve günlük gazete girmemektedir. Çocuklarımızın da gazete-dergi okuma alışkanlığı pek yoktur. Radyo dinleyicisi de aynı şekilde oldukça azdır. Diğer taraftan, şu anda halkımızın en büyük eğitim-öğretim aracı televizyondur. Günlük haberi de, sağlıkla ilgili bilgileri de, yemek tariflerini de televizyondan öğrenmeyi tercih eden bir toplum var Türkiye'de. Kamuoyunu yönlendirmede medyanın rolünü ve gücünü küçümseyemeyiz.

Bu nedenle üzerinde duracağım konular, ağırlıklı olarak televizyon yayınları ile ilgili olacaktır.

"Çocuk" ve "Medya" sözcüklerini aynı başlıkta gördüğümde birkaç ana konu çağrışıyor zihnimde. Medyanın çocuk çalışanları, medyanın çocuklar üzerine olumsuz etkileri (toplumsal cinsiyetcilik, Türkçe'nin kötü kullanımı ve yozlaştırılması, gerçeklikten uzaklaştırma, şiddete ve kötü değerlere özendirme, tüketimin pompalanması) gibi konulara değindikten sonra, yapılması gerekenlerle ilgili görüşlerimi aktarmak istiyorum.

  • Medyanın çocukları kullanması:

Günümüzde basında, radyo ve televizyonlarda pekçok çocuk oyuncu görüyoruz. Özellikle reklamlarda çocukların çok fazla kullanıldığı dikkatimizi çekiyor. Çocuk ürünlerinde (bebek bezi, mama, oyuncak, v.b.) bu bir dereceye kadar anlaşılabilir olsa da, çocukları hiç ilgilendirmeyen ürünlerin reklamlarında (telefon şirketleri-örn. TURKCELL, beyaz eşya-örn. BEKO, araba reklamları-örn. TOYOTA; RENAULT, deterjan-örn.OMO) da çocukların yer aldığını görüyoruz. Bence reklamlarda çocuk oyuncuların bu derece fazla kullanılması doğru değil.

Bu konu, çocukların çalıştırılması kapsamında ele alınmalı; çocuğun ücretlendirilmesi, sosyal ve sağlık güvencesi erişkinlerden farklı ele alınmalı ve firmaların çocuk oyuncuları tercih etmesinin önüne geçilmelidir. Reklam sektöründe çocukların ucuz işgücü, sigortasız-masrafsız çalışan olarak görülmemeleri için çocuk oyuncularla iş yapmak zorlaştırılmalıdır.

  • Medyanın çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri:

Bu olumsuzluklar da başlıca birkaç grupta toplanabilir:

Reklamlar başta olmak üzere, medyanın çocukları gerçek dışı, sahte bir dünyaya inandırması; ulaşamayacakları şeylere özendirerek gerçek yaşamdan kopuk hayallere sürüklemesi engellenmelidir. Tüketim toplumu olmaya yönlendirilen halkımız, bu konuda en çok çocuklar üzerinden etkilenmeye çalışılmaktadır. Anne-babalara ancak reklamlardaki ürünlerin hepsini çocuklarına almaları halinde iyi anne-baba olabilecekleri gibi bir yanlış inanış yerleştirilirken, çok çeşitli albenilerle her türlü tüketim ürününe özendirilen çocuklar da ebeveynleri için karşı konulmaz bir baskı unsuru olarak kullanılmaktadır.  

Haber programları da çocuklar için son derece uygunsuz yayınlar yapmaktadır. Dizilerde, filmlerde sansürlenen pekçok görüntü, haberlerde karşımıza çıkmaktadır. Çocukları bilime, çalışmaya teşvik eden olumlu haberler yerine şiddet, ayrımcılık konularını pompalayan bir habercilik yapılmaktadır.

Dizi ve filmler, her ne kadar saatleri ayarlanmak suretiyle çocukların izlemesine engel olunmaya çalışılsa da, çocukların gelişimi açısından son derece sakıncalı ögeler içermektedir. Dizilerimizde kavga, yalan ve kandırmaca, silah değişmez bir biçimde yer almaktadır. Dikkat edenler, komedi dizilerinde bile sürekli yalan dolan, kandırmaca, üçkağıtçılık konularının işlendiğini kolayca farkedeceklerdir.

Bir başka üzerinde durulması gereken konu da toplumsal cinsiyet ayrımcılığının medya yoluyla çocuklara aşılanmasıdır. Tüm dizilerde anne ev işlerini yapan, babadan para isteyen/bekleyen pasif aile üyesi olarak canlandırılmaktadır. Bunun tersi kadın rolleri ise abartılı bir biçimde çekilmez, kabul edilmez olarak  gösterilmektedir (Örn. ÇOCUKLAR DUYMASIN'da MELTEM ve GÖNÜL (DOMİNANT TEYZE) karakterleri, AVRUPA AVRUPA'da NERMİN BECEREN karakteri gibi). Üstelik dizilerimizde kadına yönelik şiddet had safhadadır, erkek karakter en hafifinden aşağılama sözcükleri kullanır karısına ve komşu kadına; saçından sürüklenen ya da silahla vurulanlar ise çoğunluktadır. Reklamlarda da anneler hep mutfakta ya da çamaşırda, babalar hep arabadadır ne hikmetse.

Radyo ve televizyon yayıncılığında kullanılan dil çok önemlidir. Dikkat edilirse, telaffuzun bozuk olduğu, ağzını yayarak konuşan karakterlerin yayvan Türkçesi gençlerin diline yerleşmektedir. Kullanılan argo terimler hemen kabul görmektedir. Bunlardan daha da kötüsü sözcüklerin yanlış şeçilmesi; deyim ve atasözlerinin tamamen değiştirilerek ya da yanlış anlamlarda kullanılmasıdır (Örn.  CİNNET GEÇİRMEK yerine sürekli CİNNET GETİRMEK deyiminin kullanılması gibi).

  • Medyanın çocukların eğitimine, toplumsal bilincinin gelişmesi için olumlu yönde kullanılması:

Elbette şikayet etmek yerine, kötü örnekler gösterip umutsuzluğa düşmek yerine neler yapılması gerektiği, bunların nasıl yapılacağı konuşulmalıdır:

  1. Çocuklara yönelik, onlar için ilgi çekici bilim programları hazırlanmalıdır. Bilimi oyunla, merak ettirerek sevdiren ve öğreten, sıkıcılıktan uzak ve kısa süreli programlar hazırlanmalıdır.
  2. Sürekli yurtdışı kaynaklı çizgi film, dizi ve sinemalar yerine kendi yaşantımızı yansıtan, içimizden konular ve bizden karakterler ele alınmalıdır.
  3. Her türlü televizyon programında eğitici bir unsur olmasına dikkat edilmelidir. Yayınlanan her program, yalnızca çocuklar için değil, erişkinler için de vatandaşlık görevlerini, ahlak değerlerini, görgü ve nezaket kurallarını yerleştirmeye yönelik satır araları içermelidir. Böylece bilinçli ebeveynler ve onların yetiştireceği bilinçli çocuklara kavuşabiliriz.
  4. Yayınlanan programlar, dergi ve gazete yazıları çocukların hayal gücünü geliştirmeli; ancak onları gerçeklikten koparacak yanlış yönlendirmelerden, tabulardan korumalıdır.
  5. Çocuklarımızı çalışkanlığa, dürüstüğe, cesur ve dirençli olmaya heveslendiren konular her programın içine bilinçli olarak ve mutlaka serpiştirilmeli, bu medyanın asli görevlerinden biri olarak tanımlanmalıdır.
  6. Yasakçı (RTÜK benzeri) kurumların denetleme, engellemeleri üzerine değil; olumlu örneklerin çoğaltılması, eğitici konu ve figürlerin eklenmesi şeklinde yapıcı uygulamaların özendirilmesine gerek vardır.
  7. Her türlü basın-yayın organında akıcı, duru ve düzgün konuşulan bir Türkçe’nin kullanılmasına özellikle dikkat edilmelidir. Deyim ve atasözlerimiz doğru kullanılmalıdır. Yabancı sözcükler yerine, Türkçe karşılıklarının kullanılmasına önem verilmelidir. 
  • SONUÇ olarak "Çocuk ve Medya Hareketi" çok iyi düşünülmüş, gerçekten ciddiyetle ve bilimsel temellere dayanarak ele alınacak bir konudur. Çocuk ve Medya Hareketi yürütücülerinin Milli Eğitim Bakanlığı, Kadın ve Aile Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile işbirliği yaparak, uzman pedagog ve çocuk psikiatristlerinin danışmanlığında konuyu ayrıntılı olarak ele alması gerekmektedir.

 Doç. Dr. Peyker Temiz

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi

Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Öncelikle, böyle bir kongrenin ülkemizde organize edilmesine öncülük yaptığınız için sizi kutlamak istiyorum.

Çocuk ve Medya Hareketi’nin çocuk, yetişkin, sivil toplum, medya meslek kuruluşu, medya kuruluşu, örgün eğitim ve Hükümet Kuruluşlarından beklentileriniz nelerdir?

Bilindiği gibi, Ülkemizde, medyaya ilişkin eleştirel bakış açısı kapsamındaki uygulamaların kısa bir geçmişi bulunmaktadır.

 Medyadan etkilenmeler kapsamında yapılan çalışmalarda, sanıldığının aksine, medyadan yalnızca çocukların değil, her yaş grubundan bireylerin, faklı düzeylerde olmak üzere, olumsuz olarak etkilendiği ortaya konulmaktadır. Çözüm yolu olarak ta, daha çok, bireylerin medya okuryazarı olarak yetiştirilmesi önerilmektedir.

Ülkemizde, RTÜK ve  MEB’nın formal anlamda ve bazı sivil toplum kuruluşlarının da, sosyal sorumluluk anlamında, bireylerin medya okuryazarı olarak  yetiştirilmeleri sürecine katkıda bulundukları bilinmektedir. Bu sürecin, geliştirilerek devam ettirilmesinin yararlı olacağını düşünüyorum.

Medya kuruluşlarının daha çok izleyiciye ulaşmak ve dolayısıyla reklam pastasından daha çok pay almalarının, medya kuruluşlarının doğal bir beklentisi olarak görülebilir. Ancak, tüm dünyada olduğu gibi, Ülkemizde de, medyanın, daha çok izleyiciye ulaşmak amacıyla, başta şiddet ve cinsellik olmak üzere, özellikle çocukların kişisel gelişimlerini olumsuz yönde etkileyen unsurların kullanımı konusunda daha duyarlı olmaları beklenmektedir.

Okullarda, medya okuryazarlığı derslerinin yaygınlaştırılmasının   yararlı olacaktır. Ancak, bazı ülkelerde olduğu gibi, medya okuryazarlığı  içeriğinin bağımsız bir ders olarak verilmek yerine, farklı derslerin programı kapsamında yer alacak biçimde yaygınlaştırılmasının, öğrenme sürecini daha olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir.

 Diğer taraftan, özellikle, Eğitim Fakülteleri nin lisans programlarında, seçmeli olarak ‘Medya Okuryazarlığı’ dersine yer verilmesi yararlı olacaktır.

Çocuk ve Medya Hareketi  için hangi etkinliklerin yapılmasını önerirsiniz?

  •  
    1. Medya okuryazarlığı temel olarak, eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu kapsamda, farklı medya program türlerinin(örneğin, televizyon dizileri, film, reklam vb.) farklı workshop çalışmalarının konusu olarak ele alınabilir. Workshop çalışmalarında, konu, programın kim ya da kimler tarafından hazırlandığı, hazırlanış amacı, hedef kitle gibi boyutlarıyla ele alınarak, programlara ilişkin eleştirel bir bakış açısı kazandırılabilir.
  •  
    1. Demokratik toplumun temel özelliklerinin başında, bilgili, yansıtıcı düşünmeye sahip ve katılımcı bireyler yetiştirilmesinin geldiği yaklaşımı dikkate alınarak, ortaokul ve lise öğrencilerini kapsayacak biçimde ve yukarıda belirtilen üç temel özelliğin geliştirilmesine dönük workshop etkinlikleri düzenlenebilir. Bu yaklaşım biçimi, uluslararası literatürde, medya okuryazarlığı eğitiminin temel unsurlarından biri olarak görülmektedir.

Konuyla ilgili olarak, lisans, lisanüstü ve proje bazında çalışmalarda bulundum.  Bu boyutuyla, Kongre’ye katkıda bulunabileceğimi düşünüyorum.

  •  
    1. Daha sınırlı olmak üzere, genel olarak, konuyla ilgili bildirilerin sunulduğu oturumlar       düzenlenebilir.
  •  
    1.  Farklı yaş gruplarına dönük olarak ve eleştirel okuryazarlık özelliğini geliştirmeyi amaçlayan workshop etkinlikleri  gerçekleştirilebilir.

Prof. Dr. Remzi Y. Kıncal

Atatürk Üniversitesi

K.K.Eğitim Fakültesi

Eğitim Bilimleri Bölümü Başkanı

Yaşamlarımızı değerler şekillendiriyor. Toplumsal gerçekliğimizi de bu değerlerin etkileyip oluşturduğu inançlar ve bilgiler doğrultusunda yaşıyoruz. Dolayısıyla değer yargılarının erken yaşlarda çocuklara verilmesi çok önemlidir. Çocuklarda değer yargılarının oluşmasına yönelik etkinlikler yapılabilir. Farklı zeka türlerine yönelik değerler bulunmaktadır. Mantıksal zeka, sosyal zeka, bedensel zeka, duygusal zeka ve vicdani zeka. Her bir zeka türüne ilişkin değerler bulunmaktadır. Bu değerlerin çocuklara, toplumsallaşma alanlarının  ( aile, okul ve medya) her birinde nasıl aktarılabileceğine yönelik etkinlikler, uygulamalar, dramalar yapılabilir. ( Zeka türlerine ilişkin değerler çalışma kapsamında aktarılacaktır.) tabii bu değerleri onlara aktarma sorumluluğu olan kişilerin de belirtilen niteliklere sahip olup olmadıkları da göz önüne alınmaldır. O yüzden bu hareket kapsamında işe anne babalardan , öğretmenlerden, medya çalışanlarından başlamak ya da onları da bu sorumluluğa dahil etmek gerekir. Yapılacak etkinlikler bu perspektiften gerçekleştirilmelidir.

Çocuklara yönelik konuların  (çocuk hakları, çocuk suçlular, sokak çocukları, kimsesiz çocuklar, engelli çocular )bu çocukların sorunları, gereksinimleri ve beklentilerinin  neler olduğuna yönelik araştırmalar yapılıp, sonuçların dile getirildiği, tartışıldığı ve tabii ki çözüm odaklı  programlar yapılabilir. Kurumlardan bağımsız olarak bu çocukların ve diğer çocukarın kendilerini ifade etmeleri, değişik araç ve yöntemlerle sağlanabilir.

Ulusal ve uluslar arası  medya ürünleri, çocuk dizileri, çizgi filmler, reklamlara yönelik eleştirel görüşler ve alınabilecek önlemler tartışılabilir ve bu konular ilgili makamlara duyurulabilir. Çocuk ve Medya Hareketinin öncelikle sürekliliğinin sağlanması, belli periodlarla devam etmesi gerekmektedir. Bu yapılan çalışmaların kalıcılığını sağlayacaktır.  En önemlisi  de bu ele alınan konuların ve etkinliklerin aile, kurumlar ve kitle iletişim araçları ve kamuoyu liderleri  ile birlikte konuşulması, sahiplenilmesi ve takibinin yapılır duruma getirilmesidir.

Doç. Dr. Seda Mengü

Çocuk ve medya ile ilgili aşağıda bazı öneriler verilmiştir:

-          Televizyonlardaki dizi oyuncuları reklamlara çıkıp oynadıkları karakterin tamamen hayal ürünü olduğunu söyleyebilirler.

-          Çocuklara dizi ve film setleri gezdirilebilir.

-          Çocukları küçük yaştan itibaren tiyatro vb. şeylere yönlendirilebilir.

-          On yaş öncesi çocuklar için daha çok görsele dayalı programlar hazırlanabilir.

-          İlkokul çocukları için gerek görsel gerekse harekete dayalı öğretim programalrı hazırlanabilir.

-          Ortaokul-lise döneminde daha çok sivil toplum örgütlerinin ağırlığı olmalıdır.

-          Çocuk Esirgeme’deki çocuklara yönelik programlar hazırlanabilir.

-          Ergenlik çağındaki çocuklar için nasıl hareket etmelerine yönelik aileleriyle birlikte seyredebilecekleri programlar hazırlanmalıdır.

-          Televizyonda çocukların sağ ve sol loblarını çalıştırabilecekleri programlar hazırlanabilir.

-          Aileyi de medya konusunda bilinçlendirme programları yapılmalıdır.

-          Okul öncesinden 18 yaşına kadar çocukları tarih konusuna bilinçlendirecek programlar hazırlanabilir.  

-          Ergenlik dönemindeki çocuklar için ders çalışmayı sevdirecek programlar hazırlanabilir.

Yrd. Doç Dr. Sevda Aslan

Kırıkkale Üniversitesi

Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı

 

Çocuk ve Medya Hareketi’nin çocuk, yetişkin, sivil toplum, medya meslek kuruluşu, medya kuruluşu, örgün eğitim ve tüm kamu kuruluşları yönünden beklentim: kongre sonucunda ortaya çıkacak veriler doğrultusunda gerekli davranış değişikliği.

Çocuk ve Medya Hareketi kapsamı içinde yapılmasını önerebileceğim iki çalışma yararlı olabilir kanısındayım.

1.Medya kurum ve kuruluşlarında konuya yönelik mevcut algının saptanması.

2.Medya kurum ve kuruluşlarının sorumlu yetkililerinin katılacağı bir çalışma grubunda mevcut durum ve olması gerekenin ele alınıp değerlendirilmesi ve yapılması gerekenlerin tartışılması.

Dr.Tekin Özertem

Uzun uzun yazmak isterdim, ancak zamanımın sınırlılığı nedeniyle çok kısa bir biçimde beni ciddi anlamda kaygılandıran bir konuya dikkat çekmenizi isterim. Özellikle internet kafelerdeki yaş sınırına uyulup uyulmadığının titizlikle denetlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Burada çocuklara sunulan oyunların  büyük bir bölümünün, insani duyguları sömüren, acıma duygusuna karşı duyarsızlaştıran ve duyguları istismar eden bir içeriği sahip olduğunu düşünüyorum. Teşekkür ederim.

Yrd. Doç. Dr. Vesile Oktan

KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi

Eğitim Bilimleri Bölümü 

Psikolojik Danışma ve Rehberlik ABD

Kanımca çocuk ve medya konulu çalışmada medyanın çocukların tüketim algılarını şekillendirmede rolünün üzerinde durulması özellikle faydalı olacaktır. Özellikle yeni neslin "kullan at" kültürünün hegamonyasına, medyanın da etkisiyle, yoğun bir şekilde maruz kaldığını düşünüyorum. .Özellikle erken çocukluk dönemi ve hemen sonrasında çocuklar kendilerine verilen mesajları peşinen doğru kabul ettiğinden ve şüphe yetileri ile düşünsel değerlendirme filtreleri yeterince oluşmadığından aldıkları mesajları doğrudan kabul ediyorlar. Büyük işletmeler ise uzun süredir çocuklara yönelik reklam ve tanıtım faaliyetlerinin hem onların tüketim algılarını şekillendirmedeki etkilerini hem de çocukların ebeveynlerinin satın alma tercihlerindeki etkilerini bildiklerinden tüm pazarlama faaliyetlerine çocukların ilgisine yönelik çalışmaları ekliyorlar.

Bu konuda denetim organlarının üzerine düşen çocuklara yönelik reklamların süre ve içerik açısından denetlenebilmesi (belkide okulöncesi çocuklara yönelik yayınlarda reklamların olmaması), bilinçaltı mesajların tespit edilerek tamamen kaldırılması yönünde çalışmalar olabilir.

Eğitim kurumlarında çocukların medya ve özellikle sosyal medya konusunda bilgilendirecek derslerin müfredatlara konulduğunu biliyorum. Ancak kağıt üzerindeki güzel programların yetkin öğretmenler tarafından uygulanabilmesi için gerekli çalışmaların yapılması, eğitimlerin verilmesi yerinde olabilir. Zira birçok okulda bilişim temalı derslerde öğrenciler iletişim teknolojilerine öğretmenlerinden çok daha hakim. Burada iletişim teknolojilerini kullanmayı öğretmekten daha verimli olacak çalışma bilişim etiğini öğretmek olabilir. Öğrencinin iletişim kurduğu her sosyal medya ortamının aslında kar amaçlı  şirketler olduğundan yola çıkarak bütünü görmeleri sağlanabilir.Bu konuda ve tüketim kültürünün etkileri ve sonuçları hakkında ders verebilecek öğretmen kadrosu olmayan kurumlar için gönüllü akademisyenlerden ve uzmanlardan oluşturulan ekipler ihtiyaç duyan okullara giderek günlük eğitimler verebilir.

Ben de yeni neslin değişen tüketim algıları üzerine bir kitap çalışması yaptığımdan faaliyetlerinizi son derece önemli buluyorum.

Yrd. Doç. Dr. Zeynep Kadıoğlu

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi

Türkiye’de çocukluğun bir yaş evresi olarak kendi dönemsel içsel özelliklerinin yetişkin kültürünün olumsuz dolayımı nedeniyle sosyokültürel bakımdan ciddi bir sorun haline gelmiştir. Çocukların, kendi özünde de pek çok sorunlar barındıran yetişkin kültürünün bu olumsuz dolayımına en çok maruz kaldıkları alan kuşkusuz kitle iletişim araçlarıdır. Çocuk ve Medya Hareketi, çocuk dostu bir medya anlayışının oluşturulması için yol haritasının hazırlanıp somut adımların atıldığı bir hareket olmalı ve tüm kamuoyunda bu konuya ilişkin bir farkındalık yaratmalıdır. 

  • Çocuk Medya Hareketine çocukların kendilerini ilgilendiren bu konuda farkındalıklarını artırmak ve amaçlanan hedefin sürekliliğini sağlamak için aktif katılımının sağlanması
  • Çocukların katılımının sadece medya okuryazarlığı dersleri ile sınırlı kalmaması, bu kapsamda çocuklar tarafından üretilen farklı mecralara ilişkin çalışmalar yapılması. (Okul gazeteleri ve okul gazeteciliği ile ilgili çalışmalar, çocuklar için internet ve sosyal medya eğitimi, reklamcılık eğitimi, çocuk haberciliği gibi çocukların aktif katılım sağlayabileceği ve farklı medya mecralarına ilişkin bilinçlenebileceği projeler geliştirilebilir)
  • Kongre kapsamında (esnasında) çocuklara yönelik workshoplar düzenlenebilir.
  • Gezici medya okur-yazarlığı ekiplerinin verdiği eğitimler sonucunda habercilik konusunda eğitim almış çocuklar için kongre alanında çocuk basın merkezi oluşturulabilir. Çocuk kullanımına uygun olarak dizayn edilmiş merkez ile çocukların kendi haberlerini kendilerinin yapmaları sağlanabilir. Yaygın medyanın ilgisini de oldukça çekebilecek böyle bir çalışma ile kongrenin amaçlarının hedef kitleye ulaştırılması kolaylaşabilir.
  • Çocuklar için “Eğlenceli Bilim” kitap dizisi gibi medyaya ilişkin eğlenceli yayınlar dizisi yapılabilir. Bu yayınların birçok mecraya uygun olarak düzenlenebilir.
  • Çocuklar için internet üzerinden konuya uygun olarak oyunlar tasarlanabilir.
  • Hareketin Türkiye’nin en ücra köşelerine dahi ulaşması bakımından kanaat önderlerini eğitmek (eğitici eğitimi) için bir proje oluşturulabilir. (Örneğin: muhtarlar, din görevlileri vs.)
  • Çocukların ve yetişkinlerin sadece medya konusunda değil çocuk hakları konusunda da bilinçlendirecek çalışmalar yapılabilir.
  • Çocuk ve medya konusunda var olan durumun tespiti ve diğer ülke örnekleri ile karşılaştırmalı analizinin yapılabilmesi ve somut bir planın ortaya konabilmesi için bilimsel araştırmaların artırılması amacıyla kaynak yaratılmaya çalışılması, akademinin de konuya olan ilgisinin artırılmasının sağlanması (Araştırma fonu, bursu gibi)
  • Kamu çalışanları için de çocuk ve medyaya ilişkin eğitim seminerleri düzenlenebilir ve hazırlanan eğitim kitleri kamu çalışanlarına dağıtılabilir.

BYEGM

 

 

 

 

“Çocuk ve Medya” hareketini çocukluk çağında medya okuryazarlığı konusunda bilinçlendirmek ve farkındalık geliştirmek adına atılmış olumlu bir adım olarak görüyor ve destekliyoruz.

Konuya ilişkin yapılabilecekleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

-          Bu alanda uzman akademisyenlerin koordinatörlüğünde tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde ortaokullarda “Medya Okuryazarlığı” dersini veren Sosyal Bilgiler öğretmenleri ile iletişime geçilerek, bu konu ile ilgili bir eylem planı hazırlanabilir. Bu şekilde bu alandaki gelişmeleri yaygınlaştırmak ve oluşturulacak planlar görüş birliği içerisinde hazırlanabilir.

-          Medyanın olumlu ve olumsuz yönleri hem çocuklara hem de ailelerine karşılıklı etkileşimin gerçekleştirilebileceği seminer, çalıştay gibi etkinlerle aktarılabilir. Bu şekilde,özellikle ebeveynlere çocuklarının medyayı bilinçli  kullanmaları konusunda neler yapabilecekleri hakkında uygulanabilir bilgiler verilebilir.

-          Medya okuryazarlığı kavramı günümüzde çok fazla önem kazanmakla birlikte, henüz toplumsal farkındalık ve bilinç konusunda eksiklerin olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Bu nedenle medya okuryazarlığı konusunda ebeveynlerin bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Medya okuryazarlığı ile ilgili ana-baba eğitimleri yapılması önerilebilir.

-          Akran öğrenmesinin önemi gereği gezici medya okuryazarlığı ekiplerinde yetişkin ve gönüllü eğitimcilerin yanı sıra akranlarına eğitim verebilecek düzeyde önceden bu eğitimi almış çocuklar da görevlendirilebilir.

-          İlk yıl pilot çalışma için belirlenen okullarda gerekli uygulamalar yapılıp ön test ve son testlerle ortaya konulacak değerlendirmelerin ardından çıkacak sonuçlara göre tüm Türkiye’ye yaygınlaştırılabilecek uzun vadeli çalışmalara geçilebilir.

-          Çocuk ve medya hareketi, yurt dışındaki uygulanmalarda olduğu gibi okul öncesi dönem çocuklarını ve onların ebeveynlerini de kapsayacak biçimde yaygınlaştırılabilir.

EGE Üniversitesi Eğitim Fakültesi

Doç. Dr. Neşe ASLAN

Doç. Dr. Pınar HUYUGÜZEL ÇAVAŞ

Dr. Belgin ARSLAN CANSEVER

 

 

 

Medya içeriklerinden en fazla etkilenen kesimin çocuklar olduğu açıktır. Bundan dolayı, “küçüklerin korunması” bütün dünyada özel düzenlemelere konu edilmiştir. Bunun sebebi, çocukların medya içeriklerine karşı daha dayanıksız kitle olmaları gerekli tepkiyi vermede yetersiz olmalarıdır. Çocuklar, yetişkinlere oranla yeterli bir zihinsel donanıma ve irade kullanım potansiyeline sahip olamadıklarından, soyut ve somut ve sanal gerçeklik algıları daha farklı olduğundan, medya tarafından gösterimi yapılan içerikler karşısında neredeyse tamamen edilgen durumdadırlar. Çocuğun medyatik süreçlere katılımı, bu edilgenlik paralelinde düşünülüp ele alınmalıdır. Özellikle, medyanın finansman kaynağı olan reklamcılar, çocuğun medya içerikleri karşısındaki konumunu çok iyi bilmekte ve içerikleri buna göre hazırlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında tüm dünyada ciddi bir çocuk istismarının yapıldığı söylenebilir.

Çocuğun, isteme konusunda son derece ‘özgür ve sınırsız’ olduğunu bilenler tarafından yapılan görsel tasarımlar, onu,  bilinci dışında, bir şekilde tüketici konumuna sokmaktadır. Görsel içerikler, çocuk aracılığıyla sadece tüketim nesnelerini satmamakta, aynı zamanda onu belirli bir düşünme tarzının içine de dahil etmektedir. Reklamlar aracılığıyla tanıtımı ve önerisi yapılan yaşama biçimlerinin bırakın ‘milli’ olmayı evrensel aile yapısına da uymadığı söylenebilir. Bu açıdan bakıldığında, çocuk medya ilişkisini çocuk eksenli bir şekilde ele almak yeterli olmayacaktır. Denebilir ki, tüm zamanlar için çocuğun en ideal gelişim ortamı ailedir. Hal böyle olunca, çocuk medya ilişkisi ebeveyn-çocuk, çocuk-okul-medya, çocuk-toplum-medya ilişkileri paralelinde düşünülmeli ve pratikler bu çerçevede ele alınmalı/oluşturulmalıdır.

Bu noktada toplumun merkezinde yer alan eğitim-öğretim süreçlerinin –özellikle de okulun- toplum yararına aileyi ve çocuğu geliştirici programlar oluşturması gerekir. Denilebilir ki, günümüzde, -çeşitleri ve etkileri değişmekle birlikte- medya, okulun en önemli rakibi konumundadır. Medya Okuryazarlığı Dersinin önemi ve önceliği de bu aşamada kendini göstermektedir.

Türkiye’de medya okuryazarlığı düşüncesi ve girişiminin başlamış olması başlı başına önemli bir konudur. Bu çalışmanın geliştirilmesi, yaygınlaştırılması, tüm toplumu/kurumları ilgilendirmektedir.  Bu faaliyetin odağına ebeveyni yerleştirmek gerekir. Yapılan araştırmalara göre çocuklar düzenli bir alışkanlık olarak TV seyretmeye 2-2,5 yaşında başlamaktadırlar. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından yapılan bir araştırmada, ülkemizde yetişkinlerin günde ortalama 5 saat ve üzeri, ilköğretim çağı çocuklarının ise hafta içinde günde ortalama 3 saat televizyon izlediklerini ortaya koymuştur.  Çocuklar, %82 oranında televizyon izlemekle ilgili kararlarını kendilerinin verdiklerini söylemekte, istedikleri programı seçmekte, istedikleri saate kadar televizyon başında oturabilmektedirler. 16-17 yaşları arasındaki çocuk ve gençlerin okul dışındaki birinci etkinliği TV izlemektir. Çocuklar, yılda yaklaşık olarak 900 saati okulda, 1500 saati ise TV karşısında geçirmektedir. İlköğretim çağını tamamlamış bir çocuk yaklaşık olarak 100.000 kadar şiddet sahnesi ve 8.000 ölüm ya da öldürme sahnesi izlemiş olmaktadır. Ülkemizde yaklaşık 5 çocuktan birinin odasında TV bulunmakta ya da çocuklar TV’nin bulunduğu odada yatmaktadır.  Bu durum bize göstermektedir ki, her şeyden önce ebeveynin medya okuryazarlığı kültürü edinmesi önem arz etmektedir. Bu anlamda çocuğun yaşı küçüldükçe ebeveynin medya ürünlerine karşı daha dikkatli olmasının önemi artmaktadır. Gizli mesajdan bilinçaltı girişimlere kadar birçok eylemin cirit attığı bir ortamda ebeveynin seçici davranması ve çocuğu geliştirici bir yaklaşımla süreçte yer alması fevkalade önemlidir.

Çizgi filmler ve çocuklara yönelik reklamlar aracılığıyla verilen mesajların oluşturduğu dramatik etkilerin sadece ebeveynin çabalarıyla  izale edilebileceği düşünülmemelidir. Bu konunun ulusal bir politika çerçevesinde; aile eğitimi ile birlikte, özellikle medya alanında faaliyet gösteren bütün aktörlerin bu konuda görüş birliği esasına dayalı ortak bir platformda bir araya gelmesi zarureti vardır. Medya profesyonelleri, reklamverenler, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumları çocuğun yüksek yararını gözeten ortak bir amaç etrafında bir araya gelmeli ve bütün bir toplumu şimdiki zaman ve gelecek zaman açısından çok yakından ilgilendiren bu konuda uygulanabilir ve sürdürülebilir çalışmalar ortaya koymalıdır.

 

Genel Öneriler:

  1. Söz konusu hareketin çocuklara dönük olması nedeniyle bir maskotunun olması bunun dağıtımının yapılması konunun merkezinde olan çocukların dikkatini çekebilir. Bu çalışma aynı zamanda yürütülmesi bir gereklilik olan halkla ilişkiler faaliyetlerinin çocuklara dönük ayağını teşkil edebilir. Hareketin iyi planlanmış bir halkla ilişkiler faaliyeti ile çalışmalarını görünür kılması mümkün olabilir.
  2. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının çocuk ve gençlere ilişkin yapacakları faaliyetlere (daha önce yapılan Okuma kültürü ve Etkili Dil Kullanımı Çalıştayı, “Çocuk Hakları Çalıştayı”  veya  Gençliğin Kişisel ve Sosyal Gelişimi Strateji Belgesi için ortak akıl platformu gibi) “medya ve çocuk” başlığının eklenmesi  sağlanabilir.
  3. Yeni medyanın çocuklar üzerindeki etkilerinin ayrıntılı bir biçimde ortaya konulabilmesi için üniversitelerin iletişim fakülteleri, çocuk gelişim ve psikoloji bölümleriyle irtibata geçilerek durumun bilimsel olarak fotoğrafı çekilebilir.
  4. Konunun çocukların gözünden nasıl görüldüğünün anlaşılması için bilim dünyasıyla işbirliği içinde fokus grup çalışması yapılabilir.
  5. Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği ve UNICEF gibi uluslar arası örgütlerin çocuk ve medya çalışmalarından yararlanılabilir.
  6. RTÜK tarafından 2006 yılında yapılan “ilköğretim çağındaki çocukların televizyon izleme eğilimleri araştırması” yenilenebilir.
  7. Ayrıca “okul öncesi dönem çocuklarının televizyon izleme eğilimi araştırması yapılabilir.
  8. Çocuklara yönelik yayın yapan televizyon kanalları ve çocuklara yönelik program hazırlayan yapımcılar için ilgili uzmanlar, akademisyenler ve pedagoglar eşliğinde yol gösterici rehber ilkeler içeren bir kitapçık hazırlanabilir.
  9. Yıldız Dilek Ertürk, Ayşen Akkor Gül’ün yapmış olduğu “Çocuğunuzu Televizyona Teslim Etmeyin -Medya Okuryazarı Olun” gibi çalışmalardan yararlanılabilir.

10.  Çocuk kanallarının kongre hazırlık sürecinde ve kongrede aktif olarak yer almaları istenebilir.

Medya Okuryazarlığına İlişkin Öneriler:

  1. Medya okuryazarlığı dersi, uygulama ağırlıklı olarak (medya analizi ve üretimi) planlanıp yürütülebilir.
  2. Yaşam boyu öğrenme kapsamında medya okuryazarlığı eğitimi, öğrenci öğretmen aile üçgeninde ele alınmalıdır.
  3. Konuyla ilgili paydaşların (kamu kuruluşları, STK’lar, medya kuruluşları, sendikalar vb..) ve öğretmenler, katılımcı bir anlayışla sürece dahil edilmelidir.
  4. Her bölgede belirli okullarda çocuk katılımının da olacağı interaktif panellerin düzenlenerek, hem çocukların  medyaya ilişkin tüketim kalıplarını gözlemlemek hem de medya tüketimi noktasında doğruların ilk ağızdan sunulmasını temin etmek için bir faaliyet olabilir.
  5. Medyaya ilişkin olarak yapılan çalışmalarda çocukların özellikle rağbet ettikleri yeni medya ortamı dikkate alınmalı, afiş, grafik, görsel diğer çalışmalar ve spot filmler hazırlanırken yeni medyanın olanaklarından da istifade edilmelidir.
  6. RTÜK tarafından yaptırılan “Medya Okuryazarlığı Araştırması 2012” çalışmasından yararlanılabilir.

 

MOY Dersine İlişkin Okullarda Yürütülecek Faaliyet Önerileri:

 

  1. Medya Okuryazarlığı Dersi seçim sürecine ilişkin yaşanan problemler bağlamında konular ele alınabilir.
  2. Dersin seçiminin bir kez ve bir yılla sınırlandırılmış olmasına ilişkin yaşanan sorunlar irdelenebilir.
  3. Dersin içeriği, konu dağılımı ve kazanımlar ile amaçlanan çıktılar arasındaki ilişkiler öğrenci-öğretmen-veli grupları ile birlikte tartışılabilir.
  4. MOY dersini veren öğretmenlerin nitelikleri ve yaşanan sorunlar, okul yönetimi-öğretmen-uzmanlarla değerlendirilebilir. 
  5. Çocukların medya kültürü edinmesinde velilerin sürece katılımına ilişkin görüş ve öneriler ile velilere dönük yapılacak MOY çalışmaları organize edilebilir.
  6. Öğrencilerin derse ve kazanımlarına ilişkin görüşleri, değerlendirmeleri katılımcı bir yaklaşımla derinlemesine çözümlenebilir.
  7. Dersin, öğrencilerin yaşlarına, düzeylerine göre düzenlenmesi ve uygulama ağırlıklı olarak ele alınabilmesi için uzmanların katkısı sağlanabilir.
  8. Öğretmenlerin velileri medya okuryazarlığı bağlamında bilgilendirebilmeleri için yapılacaklar okul yönetimi-öğretmen-veli-öğrenci-uzman katılımı ile belirlenmelidir.
  9. Okul yönetiminin MOY dersine karşı tutumu ve medyanın etkin kullanımına ilişkin çalışmalar, bu bağlamda okul ortamına MOY kültürünü katmak için MOY kulüpleri kurulması düşüncesi tarafların katılımı ile hayata geçirilebilir.

10.  Medya Okuryazarlığı kültürünün toplumda yer edinebilmesi için üniversitelerin ve uzmanların görüş ve öneriler oluşturması, bu doğrultuda araştırmaların yapılması teşvik edilebilir.

11.  Eğitim ve öğretim yılı başında ve dönemlerinde yapılacak olan zümre ve oryantasyon çalışmalarında öğrencilerin, öğretmen ve velilerin konuya ilişkin bilgilendirilebilirler.

12.  Medya Okuryazarlığı Dersinin İlköğretim okullarında olduğu gibi Okul Öncesi, Ortaöğretim, Açık İlköğretim ve Yaygın Eğitim kurumlarında da okutulması üzerinde durulabilir.

13.  Radyo ve Televizyonlarda yayınlamak amacı ile  Medya Okuryazarlığı Dersi tanıtım filmi hazırlanabilir, okul ortamlarında öğretmen, öğrenci ve velilerin bilgilendirilmesi amacı ile kullanılabilir.

14.  Öğretmenlere yönelik “Medya Okuryazarlığı Dersi Hizmetiçi Eğitim Seminerleri” düzenlenebilir.

15.  www.medyaokuryazarligi.org.tr internet sitesinin yaygın kullanılabilmesi için okullara duyurulabilir ve içerik zenginleştirilebilir.

16.  Öğretmenler arasında Medya Okuryazarlığı Dersi için “Eğitimde iyi örnekler” yarışması yapılabilir.

17.  Eğitim ve İletişim Fakülteleri ile işbirliği yapılarak “eğitim bölgelerinde” Medya Okuryazarlığı Eğitiminin niteliğinin iyileştirilmesi ve kurumsallaşma projeleri yapılabilir.

18.  2013-2014 eğitim-öğretim yılında açılış dersinde tüm okullarda Medya Okuryazarlığı, Medya ve Eğitim, Medya ve Okul, Medya ve Çocuk temaları işlenebilir. Bu amaçla ünlülerin okullarda ve medyada bu konuları ele almaları sağlanabilir.

19.  Öğrenciler arasında televizyon, internet ve sosyal medya kullanımı konusunda farkındalık oluşturma amaçlı (kısa film,afiş, resim, senaryo vb. ödüllü yarışmalar yapılabilir.

20.  Mahalle/sokak ve özellikle de okullarda geleneksel çocuk oyunlarını yaygınlaştırmak için projeler geliştirilmesi özendirilebilir.

21.  Hazırlanacak Medya Okuryazarlığı Dersini tanıtıcı broşürlerin eğitim-öğretim yılı başında dağıtılacak olan ders kitapları ile birlikte öğrenci, öğretmen ve ailelere ulaştırılması sağlanabilir.

22.  Okul girişlerine ve sınıf panolarına RTÜK 444 1 178 İletişim Merkezi bilgilerinin yer aldığı afişler asılabilir.

23.  Okul kütüphanelerinin medya okuryazarlığı alanında zenginleştirilmesi çalışması yapılabilir.

24.   Çocuk Dostu Medya Projesi hazırlanabilir.

Yukarıda yer alan görüşler dikkate alındığında bu çalışmaların sınıf ve okul merkezli olarak yürütülmesinin kalıcı izler bırakacağı açıktır. Bu nedenle Gezici Medya Okuryazarlığı Minibüsü/Otobüsü/Tırı gibi öneriler yerine öğretmenlerin, uzmanların, velilerin, öğrencilerin, okul yönetimlerinin, medya dünyasının ünlülerinin ve medya çalışanlarının yer alacağı bir çalışma yaklaşımının öne çıkartılması daha uygun olacağı düşünülmektedir.

Gezici Medya Okuryazarlığı Ekiplerinin kurulması, çalışma usulleri, içeriği, grupların nasıl oluşturulacağı, grupta kimlerin yer alacağı, hangi okulları ziyaret edecekleri, bu ziyaretlerde hedef kitlenin kimler olacağı, hangi konuların paylaşılacağı, öğrencilere, öğretmenlere, okul yönetimini ve velilerle nelerin paylaşılacağı hususlarına açıklık getirilmesi önem arz etmektedir. Bu konuda gerek uzman desteği, gerekse de içeriklerin oluşturulması ve oluşturulacak gruplara her türlü katılımı ve katkıyı vermeyi görev biliyoruz. Sürece ilişkin bilgi paylaşımına ihtiyacımız bulunmaktadır.

RTÜK

powered by netdirekt